Yazıldı, çizildi, uyarıldı, tepki gösterildi… Ama karar çıktı. | Urfam Haber | Şanlıurfa'nın Haber Sitesi
SON DAKİKA

Yazıldı, çizildi, uyarıldı, tepki gösterildi… Ama karar çıktı.

Şanlıurfa’da 1.700 yataklı Şehir Hastanesi’nin hemen karşısındaki yaklaşık 400 dönümlük DSİ arazisi özelleştirme kapsamına alındı.

Bu haber 05 Eylül 2026 - 12:50 'de eklendi ve kez görüntülendi.

Şanlıurfa’da bazı meseleler vardır; önce fısıltıyla konuşulur, sonra yüksek sesle tartışılır, ardından gazetelere taşınır.

Ve bir gün bakarsınız, tartışılan konu artık karar haline gelmiştir.

Yaklaşık 400 dönümlük DSİ arazisinin hikâyesi de tam olarak böyle ilerledi.

Yazıldı.

Çizildi.

Uyarılar yapıldı.

Tepkiler yükseldi.

Sorular soruldu.

Konu TBMM’ye kadar taşındı.

Ama sonuç değişmedi.

Şimdi karşımızda Resmî Gazete’de yayımlanmış bir Cumhurbaşkanı Kararı var.

400 dönümlük kamu arazisi özelleştirme kapsam ve programında.

Şimdi soruyorum:

Peki bundan sonra kim konuşacak?

Çünkü mesele artık “özelleştirme olacak mı?” meselesi değil.

O aşama geçildi.

Şimdi sıra satışta.

Asıl tartışılması gereken de tam burada başlıyor.

Şehir Hastanesi’nin hemen karşısındaki yaklaşık 400 dönümlük kamu arazisinden söz ediyoruz.

Bir tarafta 1.700 yataklı dev bir sağlık kompleksi…

Diğer tarafta yüzlerce dönümlük kamu arazisi…

Bir tarafta gelecekte binlerce insanın kullanacağı bir hastane…

Diğer tarafta kentin elindeki en değerli alanlardan biri…

Böylesine büyük bir tablo karşısında insanın aklına tek bir soru geliyor:

Bu şehir hiç mi geleceği düşünmüyor?

Elbette kamu taşınmazları ekonomik değer taşıyor.

Elbette devletin elindeki kaynakların verimli değerlendirilmesi gerekiyor.

Ancak şehir planlaması, “Bugün ne kadar gelir elde ederiz?” hesabından ibaret değildir.

Şehir planlaması, “Yarın neye ihtiyacımız olacak?” sorusunu da sormaktır.

Bugün satılan bir araziyi yarın geri satın alamazsınız.

Bugün imara açılan bir alanı yarın yeniden yeşil alana dönüştürmek kolay değildir.

Bugün kaybedilen kamusal alanı, yarın aynı yerde yeniden oluşturmak çoğu zaman mümkün değildir.

İşte bu yüzden 400 dönümlük araziye yalnızca bir taşınmaz olarak bakmak büyük bir hata olur.

Bu alan, Şanlıurfa’nın geleceğine ilişkin bir karar noktasıdır.

Peki kent yöneticileri bu kararın neresinde?

Milletvekilleri ne düşünüyor?

Belediye başkanlarının görüşü nedir?

Şehir Plancıları Odası’nın itirazlarına ilişkin nasıl bir değerlendirme yapılıyor?

Mimarların ve kent kamuoyunun kaygıları neden yeterince tartışılmıyor?

Daha açık soralım:

Bu alanın özelleştirilmesine karşı çıkanlar varsa neden daha yüksek sesle konuşmuyor?

Çünkü Şehir Plancıları Odası’nın “Siz buna razı mısınız? Razı değilseniz neden susuyorsunuz?” şeklindeki çağrısı, aslında yalnızca bugünün kararını değil, kent yönetimindeki sessizliği de sorguluyor.

Burada kimseye peşinen suç isnat etmeye gerek yok.

Ancak kamu adına karar veren herkesin kamuoyuna karşı bir açıklama sorumluluğu vardır.

Bu kadar büyük bir kamu arazisi söz konusuysa…

Şehir Hastanesi’nin hemen karşısındaysa…

Ve kentte yıllardır bu alanın kamusal amaçlarla değerlendirilmesi gerektiği konuşuluyorsa…

O halde vatandaşın soru sorması kadar doğal bir şey olamaz.

Bu arazi neden satılıyor?

Hangi ihtiyaç nedeniyle satılıyor?

Satıştan sonra bölgenin imar durumu ne olacak?

Şehir Hastanesi’nin otopark ihtiyacı nasıl karşılanacak?

Ulaşım planı hazır mı?

Kamu yararı nasıl korunacak?

Bunların hepsi cevaplanmalı.

Çünkü yarın hastane tam kapasite çalışmaya başladığında, bölgede trafik kilitlendiğinde, otopark sorunu büyüdüğünde veya sosyal donatı ihtiyacı ortaya çıktığında kimse “O zaman 400 dönümlük bir kamu arazimiz vardı” diyerek meseleyi çözemez.

O arazi artık elden çıkmış olabilir.

İşte şehir yönetimindeki en büyük hata da bazen burada yapılır:

Sorun ortaya çıktığında çözüm aramak.

Oysa iyi şehircilik, sorun ortaya çıkmadan önce tedbir almaktır.

Şanlıurfa’nın bugün ihtiyacı olan şey yalnızca yeni binalar değildir.

Bu kentin açık alanlara, yeşil alanlara, otoparklara, sosyal donatılara ve doğru ulaşım planlarına da ihtiyacı vardır.

Üstelik nüfusu hızla artan bir kentten söz ediyoruz.

Dolayısıyla bugün verilen her kararın yarının Şanlıurfa’sında bir karşılığı olacaktır.

Belki de bu nedenle 400 dönümlük araziyi konuşurken asıl mesele arazi değildir.

Asıl mesele zihniyettir.

Kamu arazilerine yalnızca ekonomik değer olarak mı bakacağız?

Yoksa onları kentin geleceği için stratejik rezervler olarak mı değerlendireceğiz?

Şimdi karar vericilerin önünde bir süreç var.

Ve bu süreçte yapılması gereken şey sessiz kalmak değil.

Şeffaf olmak.

Kamuoyunu bilgilendirmek.

Alternatifleri açıklamak.

Kent planlamasını ortaya koymak.

Ve en önemlisi, “kamu yararı” kavramının bu kararın neresinde olduğunu anlatmak.

Çünkü yarın satış gerçekleştiğinde artık tartışmanın rengi değişecek.

Bugün “Neden özelleştiriliyor?” diye soruyoruz.

Yarın “Kime, hangi şartlarla satıldı?” diye soracağız.

Daha sonra ise belki çok daha ağır bir soruyla karşı karşıya kalacağız:

“Bu alan neden Şanlıurfa’nın geleceği için kullanılmadı?”

O gün geldiğinde cevap vermek kolay olmayabilir.

Çünkü bazı yanlışların telafisi vardır.

Bazılarının ise yoktur.

400 dönümlük bir kamu arazisi, Şanlıurfa için yalnızca bugünün konusu değildir.

Bu, gelecek kuşaklara bırakacağımız şehirle ilgilidir.

Yazıldı.

Çizildi.

Tepki gösterildi.

Uyarıldı.

Ama karar çıktı.

Şimdi sıra satışta.

Ve artık gözler Şanlıurfa’da.

Kim konuşacak?

Kim itiraz edecek?

Kim “Bu alan kentin geleceği için nasıl korunabilir?” diye soracak?

Ve belki de en önemlisi:

Kim, yıllar sonra bu kararın hesabını Şanlıurfa adına hatırlatacak?