Makamın Ömrü, Seçmenin Sabrı Kadardır | Urfam Haber | Şanlıurfa'nın Haber Sitesi
SON DAKİKA

Makamın Ömrü, Seçmenin Sabrı Kadardır

Şanlıurfa’da oda ve birlik seçimleri, yıllardır aynı koltuklarda oturan yöneticilere önemli bir gerçeği yeniden hatırlatıyor: Makam kimsenin tapulu malı, seçmenin verdiği destek de ömürlük bir senet değildir.

Bu haber 16 Ekim 2026 - 17:50 'de eklendi ve kez görüntülendi.

Şehir değişiyor, beklentiler büyüyor, sabır tükeniyor. Koltuğa alışanlar için asıl sınav ise tam da burada başlıyor.

Şanlıurfa’da bazı koltuklar var; insan bakınca sanırsın üzerine isim yazılmış, tapusu çıkarılmış, anahtarı da ömür boyu sahibine verilmiş!

Yıllar geçiyor, seçimler geliyor, takvimler değişiyor. Esnafın derdi büyüyor, şehrin beklentileri yenileniyor. Ama kimi makamlarda manzara pek değişmiyor. Aynı masa, aynı koltuk, aynı alışkanlıklar…

Ta ki sandık kurulana kadar!

Çünkü sandık, makam odalarının sessizliğinde duyulmayan sesleri bazen tek bir sonuçla ortaya koyar. Yıllardır kendisini güvende hissedenlere, hiçbir görevin sonsuza kadar sürmeyeceğini hatırlatır.

Şanlıurfa’da oda ve birlik seçimleri üzerinden yürüyen tartışma da işte bu nedenle önem taşıyor. Bakkallar ve Bayiler Odasında Mehmet Altun’un 26 yıllık görev döneminin ardından yaşanan değişim ve Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliğinde Mehmet Şefik Bakay’ın uzun başkanlık döneminin ardından ortaya çıkan tablo, temsil makamlarının nasıl değerlendirilmesi gerektiği sorusunu yeniden gündeme getiriyor.

Mesele yalnızca kimin kazandığı, kimin kaybettiği değil.

Asıl mesele, bir makamın yıllarca korunmasıyla o makamın hakkının verilmesi arasındaki farkı anlayabilmek.

Koltuk rahat, sorumluluk ağır!
İnsan bir yere alışınca ayrılmak istemeyebilir. Hele orası bir makam odasıysa, çevreniz tanıdıksa, yıllardır aynı insanlarla aynı düzen içinde çalışıyorsanız değişim fikri pek de cazip gelmeyebilir.

Ancak makamlar alışkanlıkları sürdürmek için değil, sorumlulukları yerine getirmek için vardır.

Bir oda başkanının başarısı, kaç seçim kazandığıyla ölçülmez. Asıl ölçü, temsil ettiği esnafın sorunlarına ne kadar çözüm ürettiği, üyelerinin güvenini nasıl koruduğu ve kurumuna ne kattığıdır.

Esnaf sabah dükkânını açarken siftah yapıp yapamayacağını düşünüyor. Artan maliyetleri, kirayı, vergiyi, borçları hesaplıyor. Küçük işletmeler ayakta kalmanın mücadelesini veriyor.

Peki, esnafın temsilcileri de aynı ciddiyetle kendi muhasebelerini yapıyor mu?

“Üyelerimizin hangi sorununu çözdük? Hangi sözümüzü yerine getirdik? Hangi konuda eksik kaldık? Bizi seçenler bugün yaptıklarımızdan memnun mu?”

İşte her yöneticinin zaman zaman kendisine sorması gereken sorular bunlardır.

Yoksa koltuğa oturup yılları devirmek, tek başına hizmet hanesine yazılmaz.

Makamın süresi uzadıkça sorumluluk azalmaz; aksine hesap verme yükümlülüğü büyür.

Seçmenin sabrı sonsuz değil!
Bizim memlekette bazen insanlar memnuniyetsizliğini her yerde anlatmaz. Kimi kırılır, susar. Kimi bekler, izler. Kimi de karşısındaki yöneticinin bir gün kendisini anlayacağını düşünür.

Fakat sessizlik her zaman memnuniyet anlamına gelmez.

Bazen biriken soruların, karşılanmayan beklentilerin ve ertelenen taleplerin cevabı seçim günü verilir.

Sonra sandık açılır, sonuçlar açıklanır ve yıllardır kendisini güvende hissedenler şaşkınlıkla birbirine bakar.

“Bu iş nasıl böyle oldu?”

Nasıl olacak kardaş?

Belki de sen koltuğunda yılları sayarken, seni seçenler senden ne beklediğini defalarca anlattı. Belki değişen ihtiyaçları fark etmeni bekledi. Belki kapısını çaldığında kendisini dinlemeni, sorun yaşadığında yanında durmanı istedi.

Belki de artık yeni bir yüz, yeni bir anlayış ve yeni bir başlangıç aradı.

Elbette seçim sonuçlarını tek bir nedene bağlamak doğru olmaz. Adayların çalışmaları, vaatleri, seçim sürecindeki gelişmeler ve üyelerin farklı beklentileri tercihlerde etkili olabilir. Her değişimi doğrudan başarısızlık olarak yorumlamak da doğru değildir.

Ancak sandıkta yaşanan değişim, yöneticilerin kendilerini sorgulaması için başlı başına önemli bir işarettir.

Çünkü seçmenin kimseye ömür boyu borcu yoktur. Dün verdiği desteği bugün sürdürmek zorunda değildir.

Seçmen yetki verir ama o yetkinin sonsuza kadar aynı elde kalacağına dair söz vermez.

Urfa kabuğunu değiştirmek istiyor!
Şanlıurfa artık yalnızca büyüyen bir şehir değil; beklentileri de büyüyen bir şehir.

Ticaret değişiyor, ekonomik şartlar ağırlaşıyor, genç kuşakların talepleri farklılaşıyor. Esnaf, meslek kuruluşlarından daha güçlü bir temsil bekliyor. Üyeler, kendilerini seçimden seçime hatırlayan değil, yıl boyunca yanlarında olan yönetimler görmek istiyor.

Buna rağmen bazı yönetim anlayışları hâlâ eski alışkanlıkların gölgesinde kalıyorsa burada durup düşünmek gerekir.

Şehir kabuk değiştirirken makam sahiplerinin aynı yerde sayması mümkün mü?

Dün işe yarayan yöntemler bugün de yeterli mi? Yıllar önce kurulan ilişkiler, bugünün bütün sorunlarını çözmeye yetiyor mu? Geçmişte kazanılmış seçimler, gelecekte de kazanılacak seçimlerin garantisi olabilir mi?

Hayatın cevabı açık: Hayır!

Çünkü değişim, yalnızca isimlerin yenilenmesi değildir. Asıl değişim, yönetim anlayışının yenilenmesiyle başlar.

Bir başkan gider, diğeri gelir. Makam odasındaki fotoğraf değişir, tabeladaki isim değişir. Ancak üyeler hâlâ aynı sorunlarla uğraşıyorsa, verilen sözler yine unutuluyorsa ve eleştiriye yaklaşım değişmiyorsa ortada gerçek bir yenilenmeden söz etmek zordur.

Urfa’nın ihtiyacı, yalnızca yeni isimler değil; yeni bir hizmet anlayışıdır.

Üyesini dinleyen, faaliyetlerini açıkça anlatan, verdiği sözlerin arkasında duran ve eleştiriyi tehdit değil, eksiklerini görme fırsatı olarak değerlendiren yönetimlerdir.

Koltuklar değişebilir. Önemli olan, zihniyetin de değişebilmesidir.

Dün eleştiren, yarın aynı hataya düşmesin!
Burada yeni seçilenlere de bir çift sözümüz var.

Sandıkta kazanmak elbette önemli. Ancak seçim zaferi, hizmet sınavının tamamlandığı anlamına gelmez; tam tersine, asıl sınav o gün başlar.

Bugün değişim sözü verenler, yarın kendileri değişime direnmemeli. Bugün üyelerin sesini duyacağını söyleyenler, yarın eleştirilere kulaklarını kapatmamalı. Bugün şeffaflık vadedenler, görev süreleri boyunca yaptıklarını üyeleriyle paylaşmalı.

Aksi hâlde dün eleştirilen yönetimlerin yerine, aynı alışkanlıkları sürdüren yeni isimler gelir.

Dün “Bizi dinlemiyorlar.” diyenler, yarın kendileri dinlememeye başlarsa değişen yalnızca koltukta oturan olur.

Böyle bir değişimin kime, ne faydası var?

Bir yöneticinin gerçek başarısı, kendisinden önceki yönetimin eksiklerini anlatmakla değil, kendi döneminde hangi sorunları çözdüğünü göstermekle ölçülür.

Üstelik bu ölçü yalnızca yeni başkanlar için değil, yıllardır görev yapan herkes için geçerlidir.

Ne uzun süre görev yapmak tek başına başarısızlık göstergesidir ne de yeni seçilmek başarı garantisidir. Her iki durumda da belirleyici olan, hizmetin niteliği ve üyelerin güvenidir.

Makamın sahibi değil, emanetçisi olun!
Asıl unutulan gerçek belki de budur: Makam, sahibine ait bir mülk değil; belirli bir süre için üstlenilen bir sorumluluktur.

O sorumluluk, eleştiriyi dinlemeyi de gerektirir, hesap vermeyi de. Başarıları anlatmak kadar eksikleri kabul etmeyi, gerektiğinde kendini yenilemeyi de…

Bir yönetici koltuğuna ne kadar alışırsa alışsın, o makamın kendisinden önce de var olduğunu, kendisinden sonra da var olacağını unutmamalıdır.

Hiç kimse bir kurumun kendisiyle başlayıp kendisiyle biteceğini düşünmemeli.

Kurumlar kişilerin değil, temsil ettikleri insanların ortak değeridir.

Bu nedenle oda ve birlik seçimlerini yalnızca kazananlar ve kaybedenler üzerinden değerlendirmek eksik kalır. Asıl soru, seçimlerin kurumlara daha iyi hizmet, daha güçlü temsil ve daha şeffaf yönetim getirip getirmeyeceğidir.

Şanlıurfa’nın esnafı da üyeleri de bunun cevabını sözlerde değil, yapılan işlerde görmek istiyor.

Çünkü vaatler seçim meydanlarında verilir; güven ise zaman içinde kazanılır.

Son söz: Koltuk geçer, hesap kalır!
Şanlıurfa’da son seçimlerin yeniden hatırlattığı gerçek ortada: Hiçbir koltuk sonsuz değildir. Hiçbir yöneticinin desteği ömür boyu garanti altında değildir. Hiçbir makam, sahibini eleştiriden ve sorgulanmaktan muaf tutmaz.

Bugün görevde olanlar yarın görevi devredebilir. Bugün değişimi isteyenler yarın kendileri değişimin konusu olabilir.

Hayatın ve demokrasinin kuralı budur.

Mesele koltuktan kalkmak değil, görev süresince o koltuğun hakkını verebilmektir. Mesele yıllarca başkanlık yapmak değil, yıllar boyunca üyelerin güvenini koruyabilmektir.

Urfa artık kabuğunu değiştirmek istiyor. Daha güçlü temsil, daha fazla şeffaflık, daha fazla sorumluluk ve daha çok hizmet bekliyor.

Bu beklentiyi görmezden gelenler, geçmişte kazandıkları seçimlere güvenerek geleceği garanti altına alamaz.

Çünkü seçmenin sabrı da güveni de sonsuz değildir.

Ve gelelim Urfa’nın o bildik, içten ama düşündüren sözüne:

Kardaş, koltuğa oturmak kolay da mesele kalkmayı bilmek değil; oturduğun müddetçe hakkını verebilmek. Sen o koltuğu kendinin sanırsın, seçmen bir gün hatırlatır: O makam sana emanettir!

Unutma; makamın ömrü, seçmenin sabrı kadardır. Koltuk geçicidir, yapılan hizmet kalıcı. Sandık ise günü geldiğinde herkese aynı soruyu sorar: Sana verilen yetkinin hakkını verdin mi?