Akçakale’de tartışılan konu, bir tutanağın içeriğinden çok… rengi.
Evet, yanlış okumadınız. Koskoca memlekette insanlar artık “Acaba tutanak doğru mu?” sorusundan önce, “Bu tutanak neden bu kadar renkli?” diye sormaya başladı.
İtiraf edelim…
Bugüne kadar emniyete, jandarmaya, savcılığa ya da herhangi bir devlet kurumuna yolu düşen milyonlarca vatandaşın eline geçen tutanaklar birbirine benzerdi. Siyah yazılar, beyaz kâğıt, resmî dil… Kimse “Ne kadar estetik bir tutanak olmuş.” diye eve dönmedi.
Hatta bırakın estetiği, çoğumuz fotokopi makinesinin mürekkebi bittiği için yarısı silik çıkan evraklara bile alışığız.
Ama bu kez öyle olmadı.
Sosyal medyada dolaşıma giren ve Akçakale Belediye Başkanı Abdülhakim Ayhan’ın destekçileri tarafından paylaşıldığı görülen belge, adeta “grafik tasarım ekibinin elinden çıkmış” izlenimi oluşturdu.
Belgeyi görenlerin aklındaki ilk soru şu oldu:
“Bu gerçekten devlet evrakı mı, yoksa tasarım programında hazırlanmış bir sunum mu?”
İşin ilginç tarafı da burada başlıyor.
Çünkü teknoloji öyle bir noktaya geldi ki, artık yapay zekâ birkaç dakikada diploma da hazırlıyor, kimlik de üretiyor, mahkeme kararı görünümünde belge de oluşturuyor. Böyle bir dönemde vatandaşın sorgulaması kadar doğal bir şey olabilir mi?
Kimse yanlış anlamasın…
Burada kimse “Belge sahtedir.” demiyor.
Kimse “Belge gerçektir.” de demiyor.
Söylenen çok daha basit:
Madem belge kamuoyuna servis edildi, o hâlde ilgili kurum da çıkıp “Evet, bu bizim hazırladığımız resmî evraktır.” ya da “Hayır, bu belge üzerinde sonradan değişiklik yapılmıştır.” desin.
Çünkü sessizlik bazen dedikodudan daha hızlı yayılıyor.
Bir başka merak edilen konu da şu…
Eğer gerçekten devlet kurumları artık renkli tutanak dönemine geçtiyse, vatandaşın bunu bilmeye hakkı yok mu?
Yarın bir gün ifade vermeye giden vatandaş, memurun uzattığı belgeye bakıp;
“Affedersiniz, bunun mavi temalısı var mı?”
ya da
“QR kodlu olanı çıkmadı mı?”
diye sorarsa kimse şaşırmasın.
Şaka bir yana…
Devlet ciddiyeti, biraz da standartlarla ölçülür.
Şanlıurfa’da verilen bir ifade tutanağı ile Ankara’da düzenlenen tutanak arasında şekil açısından uçurum olmaması beklenir. Çünkü resmî evrakın amacı dikkat çekmek değil, güven vermektir.
Tam da bu nedenle, sosyal medyada dolaşıma giren alışılmışın dışındaki her belge ister istemez soru işaretlerine neden oluyor.
Bugün tartışılan aslında renk değil.
Güven.
Tartışılan tasarım değil.
Belgenin doğruluğu.
Tartışılan kişi değil.
Kamuoyunun doğru bilgiye ulaşma hakkı.
İşte bu yüzden açıklama bekleniyor.
Belgenin düzenlendiği iddia edilen kurumlar çıkıp tek cümle kursa, belki de bütün tartışma bitecek.
“Bu belge bizimdir.”
Ya da…
“Bu belge üzerinde sonradan görsel düzenleme yapılmıştır.”
Bu kadar.
Çünkü bazen tek bir açıklama, bin paylaşımın önüne geçer.
Yoksa sosyal medya boş durmaz.
Bugün tutanağın rengini tartışır, yarın yazı fontunu konuşur, ertesi gün de “Bu mühürün tonu geçen senekinden biraz koyu değil mi?” diye yeni bir gündem açar.
Velhasıl…
Belki de asıl mesele tutanağın renkli olması değildir.
Asıl mesele, renkli bir belgenin siyah-beyaz cevaplarla açıklanamamasıdır.
Ve son bir soru…
Devletin tutanakları gerçekten renklendi de bizim mi haberimiz yok, yoksa bu işte hâlâ eksik kalan birkaç sayfa mı var?
