Bu takım ne oynuyor?
Skora bakıp geçmek mümkün…
Ancak sahaya biraz daha dikkatli baktığınızda, Şanlıurfaspor adına çok daha büyük bir problem görüyorsunuz.
Ortada belirgin bir oyun planı yok.
Hatlar arasında bağlantı yok.
Hücumda organizasyon yok.
Orta sahada hâkimiyet yok.
Ve en önemlisi, takımın saha içerisinde ne yapmak istediği konusunda ciddi soru işaretleri var.
Öncelikle Adana Demirspor’u tebrik etmek gerekiyor.
Transfer yasağı bulunan, önemli ölçüde genç oyuncularla mücadele eden rakip takım; bütün olumsuz şartlara rağmen sahaya karakter koydu. Kadrosunda 2009 ve 2010 doğumlu futbolcuların bulunmasına rağmen mücadeleden kopmadı.
Şanlıurfaspor ise kendi sahasında, hedefleri ve kadro yapısı düşünüldüğünde kazanması gereken bir karşılaşmada yine beklenen futbolu ortaya koyamadı.
Buradaki mesele yalnızca iki puanın kaybedilmesi değil.
Mesele, Şanlıurfaspor’un neden futbol oynayamadığının hâlâ çözülememiş olmasıdır.
Savunmada kalabalık, hücumda yalnızlık
Şanlıurfaspor’un en dikkat çeken görüntülerinden biri, takımın savunma ve hücum arasındaki dengesizliğiydi.
Zaman zaman 4, 5, hatta 6 futbolcu savunma hattına yakın oynadı.
Peki hücumda kim kalacaktı?
Üçüncü bölgede yeterli çoğalma sağlanamadı.
Orta saha ile hücum hattı arasındaki bağlantı koptu.
Böyle olunca Şanlıurfaspor’un atakları da organize hücumlar yerine bireysel çabalara dönüştü.
Futbolda rakip ceza sahasında çoğalamıyorsanız, pozisyon üretmekte zorlanırsınız.
Pozisyon üretmekte zorlanıyorsanız, baskınız da bir süre sonra etkisini kaybeder.
Şanlıurfaspor’un yaşadığı tam olarak buydu.
İkinci yarıda baskı vardı ama akıl yoktu
İkinci yarıda Şanlıurfaspor zaman zaman rakip üzerinde baskı kurdu.
Net gol fırsatları da yakaladı.
Fakat baskının arkasında bir plan göremedik.
Takım hücuma çıkarken savunma güvenliğini kaybetti.
Rakibe alan bıraktı.
Rakip kaleye yaklaşırken kendi kalesinde tehlikeler yaşadı.
Bir başka ifadeyle, Şanlıurfaspor hücum ederken bile kontrolü elinde tutamadı.
Hedefi olan bir takımın en önemli özelliklerinden biri budur:
Oyunun kontrolünü kaybetmeden rakibi baskı altına almak.
Şanlıurfaspor ise zaman zaman tam tersini yaptı.
Ofsaytlar artık ciddi bir sorun
Bir diğer büyük problem ise ofsaytlar…
Şanlıurfaspor’un hücumlarda defalarca ofsayta düşmesi, artık “şanssızlık” denilerek geçiştirilebilecek bir durum değil.
On kezden fazla ofsayta düşen bir takımın hücum zamanlaması mutlaka masaya yatırılmalıdır.
Pasın çıkış anı ile koşunun başlangıcı arasında uyum yoksa savunma arkasına yapılan her koşu tehlikeye dönüşür.
Bu konu antrenman sahasında çözülür.
Oyuncuların birbirinin hareketini bilmesi gerekir.
Hangi futbolcunun ne zaman koşacağını, pasın ne zaman çıkacağını ve savunma çizgisinin nasıl aşılacağını takım olarak çalışmanız gerekir.
Şanlıurfaspor’un bu konuda ciddi bir çalışma ihtiyacı olduğu açıkça görüldü.
Herkes golü kendisi atmak istedi
İkinci yarının bir başka dikkat çekici problemi de bireysellikti.
Bazı bölümlerde takım oyunundan uzaklaşıldı.
Herkesin golü kendisinin atmak istediği bir görüntü ortaya çıktı.
Oysa futbolun temel kuralı değişmedi:
Futbol takım oyunudur.
Bir oyuncunun doğru pası vermesi, bazen gol atmaktan daha değerlidir.
Bir futbolcunun arkadaşına alan açması, bazen attığı golden daha önemlidir.
Şanlıurfaspor’un ihtiyacı olan şey de tam olarak bu anlayış.
Bireysel kahramanlık değil, takım bütünlüğü.
Rakibin gençliği Şanlıurfaspor’un mazereti olamaz
Adana Demirspor’un genç kadrosu elbette takdir edilmeli.
Ancak bu durum Şanlıurfaspor açısından bir mazerete dönüştürülmemeli.
Çünkü futbol yaşla değil, sahadaki mücadele ve organizasyonla oynanıyor.
Genç oyuncuların cesareti ve enerjisi takdir edilebilir.
Fakat Şanlıurfaspor’un kendi sahasında bu rakibe karşı oyunun ağırlığını daha fazla hissettirmesi beklenirdi.
Edemedi.
İşte sorgulanması gereken nokta da bu.
Bahis oranları ayrı, futbol ayrı
Karşılaşma öncesinde bahis piyasasında Şanlıurfaspor galibiyeti yaklaşık 1,12, beraberlik 6,46, Adana Demirspor galibiyeti ise yaklaşık 12,05 seviyelerinde oranlarla değerlendirildi.
Bu oranlar maç öncesi piyasa beklentisinin Şanlıurfaspor lehine olduğunu gösteriyordu.
Ancak burada önemli bir çizginin korunması gerekiyor.
Bahis oranları tek başına herhangi bir usulsüzlük veya maç sonucuna ilişkin şaibenin kanıtı değildir.
Dolayısıyla bu oranlardan hareketle kişi veya kurumlar hakkında kesin hüküm kurulamaz.
Fakat maç öncesindeki beklenti ile sahadaki futbol arasındaki farkın kamuoyunda soru işaretleri oluşturması da ayrıca tartışılabilir.
Somut bir iddia veya olağan dışı durum varsa bunun adresi sosyal medya değil, yetkili mercilerdir.
Şanlıurfaspor’un artık bahaneye değil, sisteme ihtiyacı var
Şanlıurfaspor’un bugün en büyük problemi tek bir futbolcu değildir.
Tek bir pozisyon değildir.
Tek bir maç da değildir.
Sorun, takımın genel futbol anlayışında aranmalıdır.
Kim nerede duracak?
Top rakipteyken takım nasıl savunma yapacak?
Top kazanıldığında ilk pas nereye atılacak?
Orta saha nasıl kullanılacak?
Üçüncü bölgede nasıl çoğalınacak?
Savunma arkasına koşular nasıl zamanlanacak?
Baskı yapılırken savunma güvenliği nasıl korunacak?
Bunların hepsinin cevabı sahada görünmek zorunda.
Şu anda ise cevapların önemli bir bölümü görünmüyor.
Hedefiniz varsa bu maçları kazanacaksınız
Şanlıurfaspor’un hedefi varsa, Adana Demirspor karşılaşması gibi maçları kazanmak zorunda.
Çünkü sezon boyunca Şanlıurfaspor’a karşı oynayacak takımların tamamı ekstra motivasyonla sahaya çıkacaktır.
Rakipler mücadele edecek.
Savunacak.
Koşacak.
Direnecek.
Bunu herkes biliyor.
O hâlde Şanlıurfaspor’un da buna hazırlıklı olması gerekiyor.
“Herkes bize karşı iyi oynuyor” söylemi hedef sahibi bir takım için yeterli değildir.
Hedef koyuyorsanız, bu hedefin gereğini sahada göstereceksiniz.
Son söz
Adana Demirspor gençleriyle mücadele etti.
Direndi.
Savaştı.
Puanını aldı.
Şanlıurfaspor ise kendi sahasında kazanması gereken bir maçta puan bıraktı.
Ancak asıl kayıp tabeladaki iki puan değil.
Asıl kayıp, sahada takım görüntüsünün yeterince ortaya konulamaması.
Bu nedenle Şanlıurfaspor’da artık herkesin aynaya bakma zamanı.
Teknik heyet…
Futbolcular…
Yönetim…
Herkes kendi sorumluluğunu sorgulamalı.
Çünkü taraftarın görmek istediği yalnızca forma giyen futbolcular değil; ne yaptığını bilen bir takım.
Bugün ise tribünün ve ekran başındaki taraftarın zihninde tek bir soru var:
Bu takım ne oynuyor?
Cevap sahada verilmek zorunda.
Çünkü hedefler sözle değil, oyunla kazanılır.
Ve şu an Şanlıurfaspor’un en büyük eksiği tam da bu:
