Saatlerce yol gelmiş.
Belki ilçeden, belki kırsal mahalleden…
İşinden izin almış, yol parası harcamış, gününü bu işe ayırmış.
Sonra karşısına tek bir cümle çıkıyor:
“İlgili personel yok.”
Peki sonra?
“Başka gün gelin.”
Vatandaşın önünde iki seçenek kalıyor: Ya işini erteleyecek ya da yeniden yola çıkıp aynı kapıya tekrar gelecek.
İşte tam bu noktada sormamız gereken soru şu:
Görevli yoksa vatandaş ne yapsın?
Çünkü kamu hizmeti, yalnızca görevlinin masasında bulunduğu gün verilen bir hizmet olmamalıdır.
Bir Memur İzinli Olabilir, Peki Sistem Neden İzinli?
Öncelikle bir gerçeğin altını çizmek gerekiyor.
Kamu çalışanı da insandır.
İzin kullanabilir.
Mazereti olabilir.
Geçici görevle başka bir yere gönderilebilir.
Bunların tamamı mevzuat çerçevesinde mümkün olabilir.
Dolayısıyla mesele, “Personel neden izinli?” sorusuna indirgenmemelidir.
Asıl mesele şudur:
Personel olmadığında hizmet neden duruyor?
Eğer bir kurumda tek bir personelin izinli olması vatandaşın işini aksatıyorsa burada yalnızca personeli değil, hizmet planlamasını da konuşmak gerekir.
Çünkü kurumsallaşmış bir kamu hizmetinde sistem, kişilere bağımlı olmamalıdır.
Vatandaş “Ahmet Bey bugün yok” diye mağdur olmamalı.
“Ahmet Bey yoksa Mehmet Bey ilgileniyor” diyebilen bir sistem kurulmalıdır.
Basit gibi görünüyor.
Ama kamu yönetiminin kalitesi tam da bu ayrıntılarda ortaya çıkıyor.
Şanlıurfa’da Mesafe de Bir Mağduriyet Unsuru
Şanlıurfa’nın şartlarını diğer kentlerden bağımsız düşünemeyiz.
Geniş bir coğrafyadan söz ediyoruz.
Siverek’ten Birecik’e, Bozova’dan Viranşehir’e, Hilvan’dan Suruç’a kadar vatandaşların kamu hizmetine ulaşmak için ciddi mesafeler kat ettiği bir kentteyiz.
Üstelik kırsal mahallelerden ilçe veya kent merkezlerine gelen vatandaşlar açısından “Yarın tekrar gelin” cümlesinin maliyeti sadece zaman değildir.
Yol parasıdır.
İş kaybıdır.
Günlük hayatın aksamasıdır.
Bazen bir vatandaşın ikinci kez aynı yere gelmesi, kamu yönetiminin gözünde küçük bir işlem gibi görülebilir.
Vatandaş açısından ise hiç de küçük değildir.
Bu nedenle kamu hizmetlerinde vatandaşın zamanını ve maliyetini de hesaba katan bir yönetim anlayışı gerekiyor.
Peki Yöneticinin Sorumluluğu Nerede Başlıyor?
Burada tartışmayı biraz daha yukarı taşımak gerekiyor.
Bir memurun mesaiye gelip gelmediği denetlenebilir.
Bu doğaldır.
Ancak kurumda hizmetin neden aksadığı da sorgulanmalıdır.
Personel sayısı yeterli mi?
İzin planlaması hizmetin yoğunluğuna göre yapılıyor mu?
Geçici görevlendirmeler kurumun işleyişini etkiliyor mu?
İzinli veya görevde olmayan personelin yerine bakacak kişi belirlenmiş mi?
Vatandaşın işlemi neden erteleniyor?
Ve en önemlisi:
Kurum yöneticisi hizmetin devamlılığı için gerekli tedbirleri almış mı?
Bu soruların sorulması herhangi bir yöneticiyi suçlamak anlamına gelmez.
Tam tersine, kamu yönetiminde hesap verebilirliğin gereğidir.
Çünkü yönetici olmak yalnızca makamda oturmak değildir.
Planlamak, koordinasyon sağlamak, tedbir almak ve sorun ortaya çıktığında çözüm üretmek de yöneticiliğin parçasıdır.
Kamu Hizmeti Kişilere Değil, Sisteme Bağlı Olmalı
Devlet kurumlarının en önemli özelliği, kişilere bağlı olmamasıdır.
Bir memur değişir.
Bir müdür atanır.
Bir amir başka göreve gönderilir.
Bir çalışan izin kullanır.
Ancak kurum çalışmaya devam eder.
Vatandaşın işi de devam eder.
Olması gereken budur.
Vatandaşın kamu kurumuna gittiğinde karşısına “İlgili kişi yok” duvarının çıkması yerine, sistemin vatandaşa alternatif sunması gerekir.
Çünkü vatandaşın görevi kurumun personel planlamasını yapmak değildir.
Vatandaşın görevi, hangi memurun izinli olduğunu araştırmak da değildir.
Vatandaşın tek beklentisi vardır:
İşini zamanında ve doğru şekilde yaptırabilmek.
Denetim Sadece Aşağıya Doğru İşlememeli
Kamu yönetiminde denetim elbette gereklidir.
Ancak denetim yalnızca çalışan üzerinde yoğunlaştığında sistemin tamamını görmek mümkün olmayabilir.
İşini yapmayan varsa tespit edilmelidir.
İşini özveriyle yapan korunmalıdır.
Personel eksikliği varsa ortaya konulmalıdır.
Hizmet aksıyorsa nedeni araştırılmalıdır.
Yönetimsel bir eksiklik varsa giderilmelidir.
Kısacası denetim, yalnızca “Kim işe geldi?” sorusunu değil, “Vatandaş hizmet alabildi mi?” sorusunu da sormalıdır.
Çünkü kamu yönetiminin başarısı, imza sayısıyla veya makam odalarının doluluğuyla değil, vatandaşın aldığı hizmetin niteliğiyle ölçülür.
Kamu Makamları Konfor Alanı Değildir
Kamu görevi bir ayrıcalık değil, emanettir.
Kamu kurumları da kişisel konfor alanları değildir.
Devletin makamları millete hizmet etmek için vardır.
Bu nedenle hiçbir kurumun işleyişi, vatandaşın hizmet alma hakkının önüne geçmemelidir.
Burada amaç herhangi bir kişi veya kurumu hedef göstermek değildir.
Ama kamuoyunun karşılaştığı her hizmet aksaklığı, gerektiğinde soru sorulmasını ve yetkili makamların açıklama yapmasını gerektirir.
Gazetecilik de tam olarak burada devreye girer.
Suçlamak için değil, sormak için.
Hüküm vermek için değil, kamuoyunun dikkatini çekmek için.
Kişileri hedef almak için değil, sistemi sorgulamak için.
Artık Soruyu Değiştirmeliyiz
Şanlıurfa’da kamu hizmetlerini konuşurken yalnızca “Memur mesaiye geldi mi?” sorusuna odaklanmak yeterli değildir.
Asıl sorular daha büyük:
Vatandaş hizmet alabildi mi?
Görevli yoksa yerine kim baktı?
İzin planlaması yapıldı mı?
Geçici görevlendirme hizmeti aksattı mı?
Vatandaş neden yeniden gelmek zorunda kaldı?
Ve yöneticiler hizmetin devamlılığı için gerekli tedbirleri aldı mı?
Bence artık en önemli soruyu sormanın zamanı geldi:
Memurun Mesaisi Denetleniyorsa, Yöneticinin Sorumluluğunu Kim Denetliyor?
Çünkü devlet kişilere bağlı değildir.
Bir memur izinli olabilir.
Bir personel geçici görevde olabilir.
Bir müdür değişebilir.
Bir amir atanabilir.
Ama vatandaşın hizmet hakkı değişmez.
Kamu kurumlarının başarısı, bir kişinin ne kadar vazgeçilmez olduğuyla değil, o kişi olmadığında sistemin ne kadar sağlıklı çalışabildiğiyle ölçülmelidir.
Ve son söz:
Bir memur izinli olabilir; devlet izinli olamaz.
Bir personel görevde olmayabilir; kamu hizmeti ortada kalmamalıdır.
Bir yönetici değişebilir; vatandaşın hakkı değişmez.
O hâlde soruyu yeniden soralım:
Görevli Yoksa Vatandaş Ne Yapsın?
Cevabı vatandaştan beklemeyelim.
Cevabı kamu yönetimi versin.
