Şanlıurfa Bekliyor, Ankara Duyuyor mu? | Urfam Haber | Şanlıurfa'nın Haber Sitesi
SON DAKİKA

Şanlıurfa Bekliyor, Ankara Duyuyor mu?

Bazı şehirler vardır; sahip oldukları potansiyelle değil, bir türlü çözülemeyen sorunlarıyla gündeme gelir. Ne yazık ki Şanlıurfa da uzun yıllardır böyle bir tabloyla karşı karşıya.

Bu haber 26 Temmuz 2026 - 16:50 'de eklendi ve kez görüntülendi.

Oysa Şanlıurfa, Türkiye’nin en genç nüfusuna sahip illerinden biri. Tarımsal üretimde stratejik bir merkez, turizmde dünya markası olabilecek bir mirasa sahip. GAP’ın kalbi, bereketli hilalin önemli duraklarından biri. Böylesine güçlü bir potansiyele rağmen, kentin yıllardır aynı sorunları konuşuyor olması düşündürücü değil mi?

Suruç yolunda yaşanan kazalar artık kamuoyunun hafızasında “ölüm yolu” olarak yer etmiş durumda. Her acı olayın ardından benzer açıklamalar yapılıyor; projelerden, ihale süreçlerinden ve yatırım programlarından söz ediliyor. Ancak değişmeyen tek şey, vatandaşın bekleyişi oluyor.

Bizim Urfa’da bir söz vardır; “Lafınan değirmen dönmez.” Tam da bugünleri anlatır. İnsanlar artık yeni açıklamalar değil, tamamlanmış yollar görmek istiyor.

Sadece Suruç yolu da değil…

Şehrin birçok noktasında yıllardır devam eden kavşak ve köprülü kavşak projeleri, artan nüfus karşısında yetersiz kalan ulaşım altyapısı ve sürekli ertelenen yatırımlar, günlük yaşamı doğrudan etkiliyor. Trafikte kaybedilen zaman yalnızca dakikalardan ibaret değil; aynı zamanda ekonomik kayıp ve yaşam kalitesindeki düşüş anlamına geliyor.

Hızlı tren projesi ise ayrı bir başlık.

Türkiye’nin farklı bölgelerinde raylar döşenirken, Şanlıurfa’nın adı hep geleceğe bırakılan projeler arasında anılıyor. “Programda var”, “planlanıyor”, “değerlendiriliyor” cümleleri yıllardır değişmiyor. Oysa bu şehir artık plan değil, uygulama görmek istiyor.

Çiftçinin durumu da farklı değil.

Türkiye’nin sofralarını besleyen Şanlıurfa Ovası’nın üreticisi, elektrik maliyetlerini, sulama sorunlarını ve artan giderleri konuşuyor. Tarımın merkezi olarak gösterilen bir şehirde çiftçinin en temel sorunlarının yıllardır çözülememesi, üzerinde durulması gereken önemli bir çelişkidir.

Deprem sonrasında yıkılan kamu binalarının yerine yenilerinin yapılması konusunda da benzer bir tablo var. Öğretmenevi, Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü binası, maliye hizmet binaları ve diğer kamu yatırımları…

İlk günlerde verilen sözler umut oluşturdu. Ancak zaman geçtikçe “ödenek yetersizliği”, “bütçe imkânları” ve “program değişikliği” gibi gerekçeler öne çıktı.

Vatandaşın aklındaki soru ise oldukça basit:

Aynı devletin kaynakları bazı şehirlerde yatırımları hızla tamamlarken, Şanlıurfa söz konusu olduğunda neden süreçler yıllara yayılıyor?

Belki de en çarpıcı örneklerden biri Şanlıurfa Kalesi’dir.

Kentin simgelerinden biri olan kale, sekiz yılı aşkın süredir kapalı. Dünyanın en eski yerleşim merkezlerinden birine ev sahipliği yapan bir şehirde, böylesine önemli bir tarihî alanın uzun yıllardır ziyarete açılamaması yalnızca turizm açısından değil, kamu yönetimi açısından da sorgulanması gereken bir durumdur.

Elbette son yıllarda Şanlıurfa’da tamamlanan yatırımlar da oldu. Bunları görmezden gelmek doğru olmaz. Ancak vatandaşın beklentisi yapılan hizmetlerin sürekli anlatılması değil, eksik kalan yatırımların neden tamamlanamadığının şeffaf biçimde ortaya konulmasıdır.

AK Parti Şanlıurfa Milletvekili Cevahir Asuman Yazmacı başta olmak üzere iktidar milletvekilleri, çeşitli platformlarda kentte gerçekleştirilen yatırımları dile getiriyor. Buna itiraz eden yok. Ancak siyaset, yalnızca yapılanları anlatma sanatı değildir; yapılamayanların hesabını verebilme sorumluluğudur.

Yerel seçim sonuçları da aslında önemli bir mesaj içeriyordu. Seçmen, yalnızca siyasi söylemleri değil, günlük hayatına dokunan hizmetleri de değerlendirdi. Sandık bazen sessizdir; ama verdiği mesaj oldukça nettir.

Şanlıurfa’nın ihtiyacı hamasi söylemler değildir. Bu kentin ihtiyacı, takvimi belli projeler, şeffaf bir yatırım planı ve verilen sözlerin zamanında yerine getirilmesidir.

Çünkü Şanlıurfa, Türkiye’nin kenarında köşesinde kalmış bir şehir değildir. Aksine tarımıyla, genç nüfusuyla, tarihiyle ve jeopolitik konumuyla ülkenin en önemli merkezlerinden biridir.

Bizim buralarda yaşlılar bazen sitem ederken, “Urfa’nın da bir sahibi olsun.” derler.

Belki de bütün mesele bu cümlede gizlidir.

Şanlıurfa’nın beklentisi ayrıcalık istemek değildir. Beklentisi, diğer şehirler için doğal kabul edilen yatırımların kendi şehri için de gecikmeden hayata geçirilmesidir.

Çünkü güçlü şehirler, güçlü Türkiye’nin temelidir.

Ve Şanlıurfa artık beklemek değil, hak ettiği yatırımları zamanında görmek istiyor.